Yüzyıllardır insanoğlunun merak ettiği, üzerinde düşündüğü, araştırmalar yaptığı konuların başında rüyalar gelir. Birçok filozof, bilim insanı bu konuda araştırmalar yapmışlar ancak net verilere ulaşılamamış birçok bulgu varsayım olarak kalmıştır. Belki de diyebiliriz ki evrenin gizli sırlarından biri de rüyalardır. Çoğu zaman geçici ölüm evresi de denmiştir uykuya. Peki bu geçici ölüm evresinde neden rüya görürüz?
Rüyalar soyut dünyaya açılan kapı olarak da görülür çoğu zaman. Sabah uyandığımızda bazıları hafızamızda kalır, bazılarını hiç beklide hiç hatırlamayız. Ama sabah uyandığında gece gördüğü kötü rüyanın tesirinde kalmayanımız da yoktur herhalde ya da gördüğümüz güzel bir rüyanın gerçekleşmesi için dua da etmişizdir çoğu zaman. Bazen rüyalarımızdaki sembollere anlamlar yüklemek isteriz ve bu anlamları baz alarak gelecekle ilgili tahminlerde bulunuruz.
Bazıları uyur uyumaz rüyalar alemine daldıklarını söylerler, bazıları ise günlerce hatta aylarca hiç rüya görmediklerinden bahsederler. Acaba rüya görme sıklığımızı ne belirler hiç düşündünüz mü? Çoğu insan hayatla fazla meşguliyetin rüya görme sıklığını arttırdığını söylese de bununla ilgili net bir araştırma verisine ulaşılamamıştır. Ya da hiç düşündünüz mü bizim sabaha kadar devam ettiğini düşündüğümüz rüya evresi uykumuzun yüzde kaçını kapsamakta.
Aslında rüyalarla ilgili insanların kafasını kurcalayan, merak ettiği o kadar çok ayrıntı var ki. Gelin o kafamıza takılan soruların bir kısmına bu sitede cevap bulmamaya çalışalım.